Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu
dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla
takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.
Şems-i Tebrizi
Hepimizin içinde, en derinin de biraz da olsa kötülük var. Peki neden var? Göstermeye çalıştığımızın aksine, iyilik duvarlarının ardına saklanmış bu oyunları kurmak neden?
Ben son zamanlarda kötülüğün istekli ve bilinçli olarak internet üzerinden yapılıyor olması üzerine düşünüyorum. Artık hayat eskisi gibi değil. Fiziksel olarak hayata karışamasak da her alanda söz sahibi olabildiğimiz mecralar mevcut ve her gördüğümüze yorum yapmayı kendimize hak görüyoruz. Boşuna mı demişler ‘’söz gümüş ise, sükût altındır’’ diye, konuşmadan önce ölçüp tartmak gerekir. Ne yazık ki artık herkes üzerine vazife olmayan her şeye karışabiliyor. İstediği bir konuda kendini uzman ilan edebiliyor. Ondan sonra da içindeki pislikleri sonsuz boşluğa kusuyor.
Linç; hiçbir adil yargılama olmadan insanları cezalandırma yöntemidir. Linç aslında sağlıklı yargılama yöntemi olmadığı gibi, bir ceza yöntemi olarak da ÖLDÜRÜCÜDÜR.1 Hiç düşündünüz mü şimdiye kadar ağzınızdan çıkan bir cümlenin karşınızdaki insanda ne denli büyük yaralar açabileceğini, hangi yaraları kanatabileceğini?
İlk okulda arkadaşlarımızın acımasız yorumlarına maruz kaldık ve kimi günler okula gitmek istemedik. Geceleri dua ettik. Öğretmenimize şikâyet ettik. Annemize ağladık. Büyüdük ve başımızın çaresine bakmak zorundayız. Herhangi bir konuda eleştirilmekten korkarken fütursuzca karşımızdakine saldırabiliyoruz. Kendimi çok kere bir söz savaşının içinde buldum. Sözcüklerimi birer ok gibi kullanmak zorunda kaldım. En kötüsü de hiç tanımadığım insanlarla savaşmak zorunda kaldım. Ön yargı mı bizi bu kadar asileştiren, sahip olamadıklarımız mı? Daha iyisine ulaşmak yerine enerjisini başkalarını rahatsız etmeye harcayan asalaklarla dolu etrafımız. Yani hayata tutunmak için çalışıyor, para kazanıyor aynı zamanda kişisel hayatını düzene sokmuş olman mutlu olmana yetmiyor. Hayatını dışarıdan gelen bütün sözlü, sözsüz kötülüklerden koruman gerekiyor. Peki bu neden gerekiyor? Neden birbirimizi salmıyoruz? Neden her şeye burnumuzu sokuyoruz? Neden sadece kendi hayatımızla ve sorumluluklarımız ile ilgilenemiyoruz?
Görünenin ardında saklı ne hayatlar var. Hiçbir şey bilmiyoruz. Kendi acından pay biç. Bazen kimseye bir şey anlatamıyorsun için içini yiyor ama susuyorsun. En yakın arkadaşına bile sırrını anlatamıyorsun çünkü hiç kimseye güvenemiyorsun. Yarın bu insanla kötü olursam beni ifşa eder mi? Ya da bir derdini anlattın aklının bir köşesinde bunu bana karşı kullanır mı sorusu yatmıyor mu? Kendi iç dünyanda kendinle baş başa kalıyorsun. Böylesi daha güvenli geldiği için yalnızlaşıyorsun. Yanlış mı?
‘’Söylemediğim şeylerin hiçbiri, bana zarar vermedi’’2 İşte bizim birbirimize yaptığımız en büyük kötülük.
- 1. Vikipedi
- 2. Calvin Coleridge

Bir Cevap Yazın