Bazen spontane planlar, en unutulmaz anılara dönüşüyor. Akşam otururken arkadaşımın “Çocukları da alıp termale mi gitsek?” demesiyle başlayan maceramız, yarım saat içinde otel ayarlayıp valiz hazırlamakla hız kazandı. Sabah erkenden yola çıkmaya hazırdık: 2 yetişkin, 4 çocuk, bol kahkaha ve bol enerji!
İstanbul’dan Eskihisar feribotuyla Yalova’ya geçerken feribotun deniz kokusu ve martı sesleri bize iyi geldi. Kahvaltı için rotamız her zamanki gibi Saman Köyiçi Restaurant oldu. Burası, doğayla iç içe ortamı, samimi atmosferi ve fonda çalan huzur veren müzikleriyle içimizi ısıtan bir yer. Kahvaltı menüsündeki sıcacık pişi, taze kruvasan ve bol malzemeli gözleme de günü güzel başlatmamıza yetti.
Kahvaltının ardından konaklama için seçtiğimiz Black Bird Thermal Hotel & Spa’ya geçtik. Hızla odalarımıza yerleşip mayoları kaptık ve kendimizi sıcak suyun iyileştirici kollarına bıraktık. Kaplıca suyunun verdiği rahatlama anlatılmaz yaşanır. Çocuklar da havuzda bol bol eğlendi. Sonrasında onları otelin oyun odasına bırakıp lobide kahve eşliğinde biraz sohbet ve dinlenme molası verdik.
Akşam yemeğine daha zaman olduğu için dışarı çıktık. Uzun bir yürüyüş yaptık, dondurma yedik, erik topladık, salıncaklara bindik ve göl manzarasında huzuru içimize çektik. Yalova’nın doğası bu zamanlarda tam bir terapi gibi.
Otele döndüğümüzde yemeğe henüz 20 dakika vardı. Odamıza çıkıp biraz tazelendik, üst baş değiştirip açık büfeye indik. Black Bird Hotel’in açık büfe akşam yemeği çeşitlilik açısından çok iyiydi. Hele tatlılar… Diyet bir kenara bırakıldı tabii. Ama sorun yok, yarından itibaren eski düzene devam!
Akşamı çocukların oyunlarını izleyerek, sosyal medyada gezinerek ve bol bol kahkaha atarak kapattık. Herkes kendi odasına çekildi ve tatlı bir yorgunlukla uykuya daldık.
Yarın kahvaltı sonrası İstanbul’a dönüş yolculuğumuz başlayacak. Vakit kalırsa gitmeden önce uğrayacağımız bir mekan daha var: Botanik Sera Yalova. Burası bitkilerle dolu atmosferi, ferah dekorasyonu ve sakin ortamıyla favorilerimizden biri. Son geldiğimizde kasım ayıydı ve pumpkin spice latte’sine bayılmıştım. Şimdi mevsim farklı olsa da yine keyifle bir kahve içmek harika olacak.
Evden biraz uzaklaşmak, küçük bir mola vermek, sıcak suyun şifası ve çocukların enerjisiyle harmanlanan bu gün, bana yine çok iyi geldi. Böyle küçük kaçamaklar insanın ruhuna gerçekten iyi geliyor.
Küçük Kaçamaklar, Büyük Mutluluklar!

Bir Cevap Yazın