Gözlerimin önünde hiç farketmeden yitip gitmişim. Önce yaşama sevincimi, sonra umutlarımı yitirmişim. Sessiz sakin bir kadın var aynada; bana yabancı! Gözlerinde hüzün ve hüsran tek bir anda kalmış; bakışlarında sadece bir ölünün açabileceği derin boşluk! İnkarlar, kabullenmeyişler ve yıkım. İşte böyle böyle yitip gitmişim.
Bir dost sohbetine uzak, bir ben kalmışım. Bir tek ben.. Koca dünyada bunca kalabalığın arasında yapayalnız kalabilmekte zor. Ben zoru başarmışım. Sadece tek bir aramadan sonra nefret ettim telefonumun çalmasından. Bir kötü haber dünyamı başıma yıktı. İşte o gün vazgeçmişim yaşamaktan.
Yıllar sonra fark ediyorum yitip gittiğimi, şimdi nafile bir çabayla hayata atılmaya çalışsamda geç kalınmış bir uğraş, hiç bir kayıp yerine gelmiyor. Zaman bana düşman ben yetişmeye çalıştıkta o geçip gidiyor. Elimde avucumda bir ben kalmışım. Toparla toparlayabilirsen. Acınında bir son kullanma tarihi olmalı, günü geçince yerini umuda, neşeye, sevgiye bırakmalı, sonsuza kadar da canını yakmasın insanın!
Zamanla alışırsın, zaman her şeyin ilacı falan diyorsunuz ya zaman hiç bir şeyin ilacı değil. Hep daha çok kanayacak artık biliyorum. Ve kaybettiklerimiz asla geri gelmeyecek. Bir veda, bir son söz, bir teselli olsaydı belki daha mı kolay olurdu? Ansızın gitmek, yok olmak; ben bu yükü taşırken kendimi yitirdim. Beyaz papatyalar ve toprak ve kalabalık ve ben işte böyle bir gündü hava soğuk üzerimde mor bir kaban ve insan gerçekten hissediyor. Kötü bir şey olduğunda, sevdiğin bir insan bu dünyadan yitip gittiğinde insan gerçekten hissediyor. Sonra sende bir başına kalınca yitip gidiyorsun! Onsuz içilen ilk çorba, atılan ilk kahkaha, yıkanan çamaşırlar, zamanla kuruyan çiçekler.. ve yarım kalan bir hayat her şey gibi..

Bir Cevap Yazın