Kalabalığın içinden sıyrılıp eve gitmek için can atıyorken neden buradayım ki? Ne bir dostum var ne yapacak bir işim var. Bir amacım varmış gibi görünmeye çalışmaktan sıkıldım. Elimi attığım her işten vazgeçiyorum. Aynada gördüğüm bu surat kimin ben kimim? Kendini bunları düşünmekten alamıyordu. Bir bardak kahve içmek için girdiği bu kafede kendini lavaboya zor atmıştı. İçinde büyüttüğü nefreti midesine baskı yapmıştı ve sadece kusmak istiyordu. Aslında düşüncelerini tuvalete dökmek yerine kağıda aktarabilirdi ancak cümle kurmak sandığı kadar kolay değildi. Tek arzusu yazmaktı ama buna engel bir şeyler vardı. Bunların ne olduğunu bir türlü bulamıyordu. Bunca yıl nasılda bomboş geçmişti. Tam 32 yaşındaydı ve arkasına dönüp baktığında elinde avucunda hiç bir şey yoktu.
Yüzüne çarptığı soğuk su biraz kendine getirdi. Bir parça havlu dağıt almak için uzadı ama kutunun boş olduğunu farkedince kazağının kollarıyla yüzünü kurulayıp çıktı. Masaya kahvesini getiren garsondan peçete istedi. Sonra karşısında oturan Mia’ya; Neden böyle oluyor diye sordu.
‘’İçimde bu kadar acı ve keder neden var söylesene Mia? Her seye sahibim ama hiç bir şeye sahip değilmişim gibi hissediyorum.’’ Mia sessizce seyretmeye devam etti. Gerçek hayatta hiç var olmamış bir hayalden başka ne beklenirdi ki? Sedef bunun farkında mıydı bilmiyorum. Hüzün onun fıtratında vardı. Kendini bütün insanların kederinden sorumlu tutan bir yanı vardı. Kendini adım adım yok etmeye çalışıyordu. Mia’nın bu sessiz hali onu daha da sinirlendirmişti.
‘’Çocukların okuldan çıkmasına bir saat kaldı ve ben burada oturmuş sana derdimi anlatıyorum sense her zaman ki gibi aval aval yüzüme bakıyorsun. Boşuna olmamalı diyorum sana bir sebebi olmalı yapmam gereken bir görevim var belkide, ancak ben göremiyorum. Sıkışmış hissediyorum. Çoğu zaman uyanmak dahi istemiyorum. Yeni güne başlamak beni mutlu etmiyorum. Umutla kalkmayacaksam yatağımdan ne anlamı var ki? Oysa böyle olmamalı bir anlamı olmalı..’’
Kahvesinden bir yudum aldı ve gözünden damlayan yaşı sildi. Düşünmekten ve konuşmaktan vazgeçip ılık yaz akşamının huzurunu hissetmeye çalıştı. Bu ikindi vaktinde ezan kulağına daha bir güzel geldi. Bir umut hissetti. Etrafındaki insanların telaşını seyretmeye başladı. Karşı masadaki henüz 18 yaşında bile olmayan iki gencin kahkahalarını dinledi. Mutlu insanlar ülkesinde yaşıyor olmalılar diye düşündü. Hep böyle mutlu olmalarını diledi. İnsan yaşlandıkça mı mutsuzlaşıyordu acaba diye düşünmeden edemedi. Tam bu sırada Mia ayağa fırladı ve masanın üstündeki herseye bir hamlede yere doğru itti ve ‘’yeter artık. Bu umutsuzluğundan, mutsuzluğundan bıktım usandım. Her Gün aynı şeylerden bahsedip duruyorsun ama senin gerçek acıdan haberin yok. İnsanlar açlıktan ölüyor. Burada sıcacık kahveni yudumlarken nasıl mutsuz olabilirsin ki? Annesiz çocuklar, evladını kaybetmiş anneler var bu dünyada, bir enkazın altında solup giden hayatlar var. Dağılan aileler var. Dün her şeyi varken bugün içecek suyu olmayan insanlar var. Oturduğun yerden mutsuzluk naraları atıyorsun! Kendine gel artık. Sana anlatabileceğim binlerce hikaye var. Hemde gerçek hikayeler. Hani okuduğun bir röportaj vardı. Annesi ölen kız çocuğunun hikayesi hatırlatayım istersen babası yeniden evleniyor. Üvey anne kendi kızı gibi bakıyor ancak baba yıllar sonra kızını taciz ediyor. Üvey annenin yardımıyla olayı kanıtlayıp babadan kurtuluyorlar. Ancak gidecek yerleri yok. Sıfırdan başlamak için ellerinde ki son parayla farklı bir şehre gidiyorlar ve orada ne oluyor biliyor musun o son paralarını da çaldırıyorlar. Sonunda hayır sever insanlarla iletişime geçip bir şekilde hayata tutunuyorlar ancak yaşınalan olayların bıraktığı izleri tahmin edebiliyor musun? Şimdi toparlan ve çocukları okuldan almaya git’’ haykırdı resmen. Sedef’in yüzü bembeyazdı. Anlaşılmıyor olmak bir kere daha yıkmıştı. Ne demek ti bu tabi ki içinde hissettiği acıyı kimseyle yarıştıramazdı. Onunda kayıpları vardı. Toprağa verdiği canları vardı. Bu kadarı ona çok fazla gelmişti. Garsona işaret edip hesabı istedi. Kahvesinden bir yudum aldı. Neyseki Mia gerçekte hiç var olmamıştı.
Bir Cevap Yazın