Bazı günler her anımı paylaşmak istiyorum. İnsanlarla iletişimde olmak, fikir almak, mutluluklarımı paylaşmak, sıkıntılarımı anlatmak istiyorum. Bir kitleye sahip olmak onları benimsemek güzel bir şey olsa da kimi zaman canım hiç paylaşım yapmak istemiyor. Vaktimi boşa harcıyormuşum gibi geliyor.
Bir ortama girdiğimde herkesin benimle ilgili bir fikri oluyor. Çok geziyorsun diyorlar. Arka planda yorucu bir tempoda olduğumu kimse farketmiyor. İnsanları zaten memnun etmek çok zor. Herkesin her konuda fikri var. Her şeyi en çok onlar biliyor. Bu gerçekten beni çok yoruyor. Bir evlilik yürütüyorum. Başlı başına vakit ayırmam gereken bir ailem var. Onları memnun etmem gerekiyor. Diğer taraftan bir işim var. Çalışma saatlerim esnek olsada belirli bir zaman harcamam gerekiyor. Ekstra olarak sosyal medya yöneticiliği yaptığım için bir tarafım zaten hep online. Kendime ayırmam gereken bir zaman da var. Arkadaşlarımla olmak istediğim, durup kendimi dinlemek istediğim zamanlar ki o kadar az bir zaman ki. Kendime soruyorum gerçekten bu mu istediğim. Her an aktif olmak. Hayatımın bir kısmını açmak. Karar veremiyorum. Bir tarafta güzel diyaloglar var. Diğer taraftan insanların çirkin yüzleri var.
İşim gereği sürekli müşterilerle online olarak iletişimde oluyorum. Telefonlarının ucunda bir insan olduğunu unutup çirkince davranan bir kitle var. Nezaketten nasiplerini alamamış, reel bir işletme yönetiyor olsam soru soramayacak insanlarla muhattap oluyorum. Bu konu çok canımı sıkıyor. Maruz kaldığım gereksiz kabalıkları yazsam sayfalar doldururum. İşte bu sebeple kendi sınırlarıma kendi isteğimle yabancı insanları sokmak ne kadar mantıklı bilmiyorum. Tabi burada bir blog sayfasına bunları yazmam ne kadar doğru o da tartışılır. Paylaşımda olmayı seviyorum. Bu da bir gerçek. İlla ki bunu yapmam gerekiyor diye bir şey yok aslında, bir görev değil, maddi bir kazancım yok. Sadece paylaşmak istedim. Başka bir yazıda müşteri ilişkilerimi de uzun uzun yazmak istiyorum. Şimdilik bu kadar..
Bir Cevap Yazın