Sadece görünmek istiyoruz. Var olduğumuzu hissetmek, hissettirmek istiyoruz. Bütün çabamız bundan değil mi? En iyiye sahip olmak istiyoruz. Bize sunulan her şeyi körü körüne kabul ediyoruz. Ait olmak istiyoruz. Yaşadığımız toplumun bir parçası olabilmek için çoğu zaman düşünmeye bile ihtiyaç duymuyoruz.

Ertelediğimiz çalar saatlerimiz var. Hınca hınç dolu metrolarda mesailerimize koşarken içimizde sadece tek bir arzu var -bilinmek- Sende içinde bulunduğun tek düzelikten çıkmak istemiyor musun? Sanki bir yerlerde renkli, heyecanlı bir hayat seni bekliyor. Çocukken anlatılan külkedisi masallarında gibisin tek fark herhangi bir prens gelip seni kurtarmayacak! Yine de masallara inanmak istiyorsun. Öyle ya bir video kaydıyla ünlü olan insanların dünyası burası neden sende onlardan biri olmayasın?

Öğrenmek istemiyorsun. Okumak istemiyorsun. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha, bütün boş vakitlerinde hiçbir amacı olmayan saçma sapan videolar izliyorsun. Televizyondan bile daha tehlikeli oysa ama kimse engelleyemiyor. Uyuşturuyorsun beynini sonra zehirli hücrelerinin etkisiyle seyrediyorsun dünyayı! Hiçbir amacın yok tanınmak istiyorsun. Bir yeteneğin yok. Sadece bir yer edinmek istiyorsun. Çocukluğundan beri seni görmezden gelen ailene göstermek istiyorsun varlığını sonra okuldaki öğretmenine, iş yerindeki arkadaşlarına, sokaktaki insanlara var olduğunu göstermek istiyorsun. Farkına varmadan bir sidik yarışına giriyorsun. Daha güzel bir ayakkabı, daha güzel bir telefon… Uzayıp giden bir listede kaybediyorsun kendini!

Onun bunun ne yaptığını takip etmekten aynada kendi yüzüne bakmaz oluyorsun. Bir karanlığın içine sürüklenirken kimse hastalandığını fark etmiyor. Çünkü herkes hasta! Ne acı değil mi? Reklam uğruna, para uğruna harcanıyorsun. Hiçbir şey üretmeye çalışmadan sana sunulan her şeyi gözün kapalı tüketiyorsun. Bir asalak gibi geçip gideceksin bu dünyadan. Ne ismin kalacak ne cismin. Öylesine bir hayat yaşayıp bir gün geriye dönüp baktığında pişman olmak için bile çok geç olacak. Bütün o kendini kanıtlama çabaların bir heves olacak. Kimse seni görmeyecek. Süren dolacak ve çekip gideceksin. Ne komik öyle değil mi?

Kendin olmanın, gerçek anlamda insan olmanın değerini bilmek gerek. Seni sen olduğun için seven insanlar biriktir. Yemekler yap sadece kendin için, güzel bir kahve iç bir dostunla yine kendin için! Bir eylemi gerçekleştirmeden önce onu neden yaptığını düşün. Hayat çok kısa belki ama önemli olan kaliteli bir hayat yaşamak. Bağnazca bir şeylerin peşinden koşmak yerine kendine değer katan şeyler yap. Çalışmanın da değerini bil emeğinin karşılığını boş heveslerde çarçur etme bir amacın olsun.

Bu hayatı bir kez daha yaşamayacaksın! Ona göre sev! Ona göre yaşa..

(Şarkı Önerisi El Violin de Becho – Soledad Bravo)

Ocaktakahvemvar avatarı

Published by

Categories:

Bir Cevap Yazın

Back to Top

Ocakta Kahvem Var sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin