Geçtiğimiz pazartesi yakın bir dostum doğum yaptı ve bende yanında refakatçi kaldım. Dostumu ziyarete gelen bir misafirle sohbet ederken konu üç çocuğu olduğuna geldi. Üç çocuğum var dedikten sonra hiç sormamış olmama rağmen isteyerek planlı doğumlar yaptığını anlattı. Kaza sonucu çocuk sahibi olmamıştı. Bu konu beni ilgilendirmiyor. Sadece beni değil kimseyi ilgilendirmiyor. Nasıl bir baskı altında kaldıysa açıklama yapmak zorunda hissetmişti. Böyle anlardan nefret ediyorum.

Bir rahatsızlığından sebep çocuğu olmayan bir insana neden çocuk yapmıyorsun diye sorduğunda yardımcı olmuyorsun. Bu psikolojik şiddettir. Ne büyük yaralar açtığını bilmeden fütursuzca konuşmayın.

Sosyal medyada takip ettiğim bir çift sırf bu sorulardan bıkıp usandığı için mahremini açıp sağlık sorunlarından dolayı çocuklarının olmadığını çok çabaladıklarını olmayınca durumu kabullendiklerini anlatan bir açıklama yapmışlardı. Ben o soruyu soran yüzlerce insan adına utandım.

Konular değişebiliyor ancak sonuç hep aynı birilerine açıklama yapmak zorunda hissediyoruz. Okul seçimi, iş seçimi, eş seçimi, tatil seçimi; her ne olursa neden bu seçimi yaptığımızı açıklayıp karşı tarafı ikna etmeliyiz.

Bu hayat bana ait değilde bütün sosyal çevreme ait. Benim de en büyük sorunsalım iki çocuğumu peş peşe doğurmaktı. Nasıl yapardım? Kocam mı istemişti? Ailesi mi zorlamıştı? Erkek mi istiyorlardı? Neden? Neden? Neden? Cevap aslında çok basit canımız öyle istedi. Kimsenin haddi değil bana bunları sormak. Belki on sekiz yaşımda olsam bu sorulara uygun cevaplar verebilirdim. Şimdiyse aman kırılmasın, aman yanlış anlamasın, aman dedikodum yapılmasın diye diye kibarlaşıp açıklama yapıyorum. Sonra da eve gidip kafamda söyleyemediklerimle baş başa kalıyorum.

Ben kimsenin özel hayatıyla ilgilenmiyorum. Haddimi aşan sorular sormuyorum. Geçenlerde bir komşumla karşılaştım. Nasılsın demek yerine nereden geliyorsun diye sordu? SANANE diyemedim. Geçiştirdim. Eğitim eksikliğinden mi oluyor? Nezaketsizlikten mi? Bilemiyorum. Çocuklarımıza öğreteceklerimizin arasında sınırlarımız da olmalı, kendi hayatlarında mutlu olmayı öğretmeliyiz. Gözleri komşunun bahçesinde değil, kendi çimenlerinde olsun.

Sormayın Listesi olmalı;

◦ Okul bitmedi mi hâlâ?

◦ Sevgilin var mı?

◦ Ne zaman evleneceksin?

◦ Ne kadar maaş alıyorsun?

◦ Nereye gidiyorsun?

◦ Neden çocuk yapmıyorsun?

◦ Hamile misin?

◦ Bebeğin emiyor mu? Sütün var mı?

◦ Kaç kilosun?

Şimdilik aklıma gelenler bunlar aklıma geldikçe listeye ekleme yapacağım. Bu liste otobüs duraklarına, bekleme salonlarına asılmalı, televizyonlarda kamu spotu olarak verilmeli belki bir nebze olsun rahat bırakırlar. Bizler de bu mahalle baskısından kurtuluruz.

Bu konuyla ilgili şöyle bir gözlemim de var ki anlattığım bu konudan oldukça rahatsız ama kendiside çevresine aynı baskıyı yapıyor. Ağzımızdan çıkar bir cümlenin karşımızdaki insanı yaralamadığından emin olmalıyız. Sen söyler geçersin, muhattabın sabaha kadar gözyaşı döker. Bunu asla unutmayın.

Suyun bile güzel sözle şifalandığı bu dünyada hiç kimseyi incitmeyin. Kabaca Haddinizi bilin!

Ocaktakahvemvar avatarı

Published by

Categories:

Bir Cevap Yazın

Back to Top

Ocakta Kahvem Var sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin